2 Kasım 2015 Pazartesi





                       KİTAP HAKKINDA-Of Mice and Man


Kitap, yazar tanıtımında bahsedildiği gibi iki göçmen tarım işçisinin dayanışma ve birlikteliğini konu alan bir yapıttır. Lennie ve George bu yapıtın başkahramanlarıdır. Gerçekçilik akımının önemli kitaplarındandır. daha önce de okuduğumuz "Şeker Portakalı" gibi kitaplar da bu akıma örnektir. Özellikle "Çizgili Pijamalı Çocuk" buna en iyi örneklerdendir. Kitap, insanlara önemli dersler veren alıntılar içermektedir.

İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyosun.

Ben burada sürüyle kitap okudum.Kimsenin cennete gideceği yok,kimsenin kendine ait toprağı da olmayacak.Adamların kafasında yarattığı bir saçmalıktan ibaret.Sabahtan akşama kadar bundan bahsederler ama hep lafta kalır.

İnsanın iyi olması için akıllı olması gerekmez. Hatta bazen tam tersi gibi geliyor bana. Akıllı adamların çoğu içten pazarlıklı oluyor.

Bunların yanında, dünyadaki insanları eleştiren konulara da yer vermiştir. Örneğin;

Belki de bu kahrolası dünyada herkes birbirinden korkmaya başladı.

En çok beğenilen cümlelerinden biri-İnsan olmak kolay değildir, hele ki ‘insanca’ yaşanabilecek bir toplum düzeni yoksa!

İnsanlar için iyi önerilerde de bulunmuştur. Mesela, bu sözde ne olursa, kim olursa olsun, insanın bir arkadaşı olması gerektiğini söylemiştir.

Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır.

Buna benzer olarak:

Biz onlara benzemeyiz. Niye mi? Çünkü, çünkü yanımda sen varsın, beni kollarsın, senin için de ben varım. Niyesi bu işte.

Bizim gibi çiftliklerde çalışan insanlar, dünyanın en yalnız adamlarıdır.

Çoğu zaman sözlerinde kitapları övdüğü gibi bazen de tam tersini söyler.

Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister.

Kitapta arkadaşlığa ve dayanışmaya çok önem verilmiştir. Zaten önceki alıntılarda da bunları anlayabilirsiniz.
İnsanın sayısız geceler boyunca odada pinekleyerek kitap okuduğunu, ya da kara kara düşündüğünü getir gözlerinin önüne. Kimi zaman boşa koyarsın dolmaz, doluya koyarsın almaz, doğru mu düşünüyorsun yanlış mı bir türlü bilemezsin, çıkamazsın işin içinden, danışacağın tek bir Allah’ın kulu bile yoktur. Dönüp de sen ne dersin bu işe diyebileceğin hiç kimse yoktur yanında, sen de görüyor musun benim gördüğümü diye soramazsın hiç kimseye. Kaygılısındır, kararsızsındır. Bir ölçü yoktur elinde. Neler gördüm ben burada, neler yaşadım .Sarhoş filan da değildim. Uykuda mıydım bilmem. Ama yanımda birisi olsaydı, uyuyordun, düş görüyorsun derdi. Ve işte o zaman her şey çözümlenmiş olurdu...



                                             

               JOHN STEİNBECK HAKKINDA


Yazarımız 27 Şubat 1902'de Kaliforniya'da doğdu. 20 Aralık 1968'de de yaşamını New York'ta yitirdi.

Bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalıannesi ise İrlandalı göçmen bir ailenin çocuğudur. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920den 1926 arasında Stanford Üniversitesi'ne devam etti. Öyle bir okuma isteği vardı ki öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık hatta eczacılık bile yaptı ama ne yazık ki okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği tecrübeler, yapıtlarında işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dille anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. İlk kitabı " Altın Kupa " (1929) da bu gerçekçi romanlara bir örnektir. 1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu. Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri1940'ta sinemaya aktarıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı. 1962'de edebiyata ve gerçekçilik akımına katkılarından Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

IRGAT=Tarım işçisi/Yapım İşçisi
MARKSİST=Marksçı=Bilimsel sosyalizm yanlısı olmak
İDEOLOJİ=Felsefe